» » HALKIMIZIN VE TÜM İSLÂM ALEMİNİN MÜBAREK KURBAN BAYRAMINI KUTLAR TÜM İNSANLIK İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI CENAB-I ALLAH'TAN NİYAZ EDERİZ.

PAYLAŞ


facebook
Genel

HALKIMIZIN VE TÜM İSLÂM ALEMİNİN MÜBAREK KURBAN BAYRAMINI KUTLAR TÜM İNSANLIK İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI CENAB-I ALLAH'TAN NİYAZ EDERİZ.

Yazae: dogan Tarih: 18-08-2018, 10:43 Yorumlar: 0 Görüntülenme: 751

2018 YILI KURBAN BAYRAMI TARİHLERİ

 

Diyanet İşleri Başkanlığı sitesinde yer alan dini günler takvimine göre Kurban Bayramı’nın;


Arefe 20 Ağustos 2018,

1. günü 21 Ağustos Salı 2018,

2. günü 22 Ağustos Çarşamba 2018,

3. günü 23 Ağustos Perşembe 2018,

4. günü 24 Ağustos Cuma 2018, olarak belirlenmiştir.

 

ÖNEMLİ

İSTANBUL İÇİN BAYRAM GÜNÜ SABAH NAMAZI EZAN VAKTİ 05:12

SABAH NAMAZI KILMA VAKTİ 05:42

BAYRAM NAMAZI VAKTİ 07:00' DIR.

 

 

PENDİK İLÇE MÜFTÜSÜ SAYIN HÜSEYİN BAŞ'IN KURBAN BAYRAMI MESAJI

HALKIMIZIN VE TÜM İSLÂM ALEMİNİN MÜBAREK KURBAN BAYRAMINI KUTLAR TÜM İNSANLIK İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI CENAB-I ALLAH'TAN NİYAZ EDERİZ.

Pendik Müftüsü Hüseyin BAŞ yaptığı açıklamada şunları söyledi:


 “KURBANINI PAYLAŞ, KARDEŞİNLE YAKINLAŞ” sloganıyla Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın birlikte organize ettiği Vekalet İle Kurban Kesim Kampanyası fiyatlarda herhangi bir değişiklik olmadan devam etmektedir.

Yurtdışı Kurban Bedeli:625,00 TL

Yurtiçi Kurban Bedeli:850,00 TL

Pendik Müftülüğü olarak Kurban bağışı yapacak vatandaşlarımızın kolay ulaşabilmesi için Çarşı Camii, Kaynarca Merkez Camii, Bademlik Gülbeden Hatun Camii ve Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi önünde standlar kuruldu.

Ayrıca Kurbanını vekaleten Türkiye Diyanet Vakfına kestirmek isteyen vatandaşlarımız makbuz karşılığında Cami görevlilerimize ve Müftülüğümüze başvurabilirler.

Bu çerçevede bağışların alınabilmesi için 18-20 Ağustos tarihlerinde ( Cumartesi, Pazar ve Pazartesi) Müftülüğümüz saat: 09:00-17:00 saatleri arasında açık olacaktır.

Dini ve Hayri hizmetlerde kullanılmak üzere derilerini de vakfımıza bağışlamak isteyen vatandaşlarımız Cami görevlilerimiz eliyle yine makbuz karşılığında vakfımıza ulaştırabilirler.

Kurban Bayramı’na sayılı günler kalması nedeniyle çalışmalara hız verildi. Siz de ailenizde birden fazla keseceğiniz kurbanlardan bir hisseyi Diyanet Vakfına bağışlayarak, milyonlarca Müslüman kardeşimize umut olabilirsiniz.

Bu vesileyle halkımızın ve tüm İslâm Aleminin Kurban Bayramını tebrik eder tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ederim.

 

 

KURBAN İBADETİNİN ÖNEMİ

 

Kurban, Allah Teâlâ ile yakınlık kurmaktır. Kurban, bize Hz. İbrahim’in (a.s) itaatini, Hz. İsmail’in (a.s) teslimiyetini, Hz. Hacer’in rızasını hatırlatan bir iba­dettir.

 

Kurban bayramı günleri temelde et ve kan değil, takva ve teslimiyet günleridir. Rabbimiz, “Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır.” (Hac, 37) diye buyurarak kurban ibadetinde amacın et kesmek ya da kan akıtmak olmadığını, esas maksadın takvaya ulaşmak olduğunu bize bil­diriyor.

 

Bir hayvanın kesilmesinin ötesinde, Allah’a kur­ban sunmanın çok derin manevî ve ulvi anlamları bulunmaktadır. Müminler, kurban kesmekle, Yüce Yaratıcının kendilerine lütfedip bahşettiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmeye güç yetirme­nin ruh huzurunu yaşamakta, fıtraten insan nefsin­de bulunan mal ve dünyalık sevgisinin muhasebesi­ni yapma fırsatı bulmaktadırlar.[1]

 

Kurban kesmek Hanefi mezhebine göre vacip, Şafii mezhebine göre sünnet-i müekkededir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes” (Kevser, 2) buyrulmaktadır. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de şöyle buyurmuştur: “Kurban babanız İbrahim’in (a.s) sünnetidir. Keseceğiniz bir kurbanın her bir kılına sizin için bir iyilik yazılır, sevap verilir.”[2], Kim (zaman ve maddî olarak) imkân bulur da kurban kesmezse, bizim namazgâhımıza yaklaşmasın.”[3]

 

Bu âyet ve hadislere göre, zaruri ihtiyaçtan başka nisap miktarı malı ve parası olan kimsenin kurban kesmesi gerekir. Nisap miktarına ulaşan malın üzerinden bir yıl geçmesi şartı yoktur.[4]

 

Kurban Kesmenin Hikmetleri

 

Vacib olan kurban görevi, Hak yolunda fedakârlığın bir nişanıdır, Yüce Allah'ın verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucu da sevaba ulaşmak ve bir takım belâlardan korunmaktır.

 

Şu gerçek de bilinmeli ki, insanların ihtiyaçları için yeryüzünde yüz binlerce hayvan kesiliyor. Fakat bunlardan yalnız durumları yeterli olanlar yararlanıyor. Kurban bayramında ise, Hak rızası için birçok hayvan kesiliyor. Bunların etlerinden ve derilerinden çok fakir kimseler de yararlanıyor. İktisadi olan mesele, dinî ve ahlâkî bir mahiyet kazanıyor. Şahıs menfaati yerine toplumun menfaati bulunmuş oluyor. Bunun için kurban kesilmesi, İslâm’a ait insanî ve sosyal büyük bir fedakârlık demektir.

 

Kurban kesilmekle, kesilen hayvanların sayısı çok artmış olmaz; çünkü kurban kesilen günlerde kasapların kestiği hayvan sayısı azalır ve böylece o günlerde aynı miktar hayvan kesilmiş olur.

 

Kendi zevkleri için hergün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin, senede bir defa Allah rızası için bir miktar hayvanın muhtaçlar yararına olarak kurban adı altında kesilmesini çok görmeleri, doğrusu büyük bir düşüncesizliktir.[5]

 

Kurbanın Sosyal Boyutu

 

Kurban kesmenin manevî faydaları dışında pek çok maddî faydalarının olduğu şüphesizdir. Pey­gamberimizin (s.a.v) şu hadisi konumuzu özetler mahiyettedir:

 

Resûlullah (s.a.v) bir kurban bayramında buyurdu ki, "Sizden her kim kurban keserse, bayramın üçüncü gecesinden sonra, evinde kurban etinden bir şey bulunduğu hâlde sabahlamasın.”

 

Ertesi sene gelince sahabeler, "Yâ Resûlullah! (Kurban etlerini) geçen sene yaptığımız gibi mi dağıtacağız?" diye sordular.

 

Resûlullah şöyle cevap verdi: "Bu yıl kendiniz yiyiniz, başkalarına yediriniz ve ailenize azık edininiz. Çünkü geçen sene insanlar arasında geçim zorluğu vardı. Bu sebeple ben o sene insanlara yardım etmenizi istedim."[6]

 

İslâm dini, fertler arasında kardeşlik bağının korunmasını ve bunun güçlü bir şekilde devam ettirilmesini ister. Bu bakımdan kurban kesmek, Cenab-ı Hakkın rızasına ermenin, insanlara yardım etmenin ve sosyal dayanışmayı sağlamanın önemli bir yoludur.

 

Kurbanı insanlara, dostlara, komşulara, fakir ve fukaraya ikram etmek ve böylece toplum fertleriyle kaynaşmak güzel bir sosyal dayanışma örneğidir. Bu diğer milletlerin imrendiği ve bir benzerinin görülmediği, toplumu birleştiren bir ibadettir.[7]

 

Kurban zengine, malını Allah’ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir. Onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah’a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına, kendini toplumun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur. [8]

 

Kurban İbadetinin İmanî Boyutu

 

Kurban, sırf Allah rızası için kesilir. Nimete olan şükran duygusunu ifade ettiğinden, keseni takva mertebesine ulaştırmaya vesiledir. Namazla başlayan Allah’a yakınlaşma, kurbanla daha ileri merhalelere ulaşır.

 

Mümin kestiği kurbanın kanıyla birlikte günahlarının da akıp gittiğini, iç dünyasında beliren tadına doyulmaz ferahlama ile hisseder.

 

Allah uğrunda fedakârlık yapmanın güzel bir örneğini kurbanıyla gösterir. Kurban onun Allah’a teslimiyetinin bir işaretidir.

 

İbadetler, Allah emrettiği için yapılır; hikmetlerinden veya getirdiği faydalardan dolayı değil. Ama onların hikmetlerini ve güzelliklerini bilmek bizim kulluğumuzun bir gereği ve Allah’ın nimetlerini yâd etmek için birer vesiledirler.

 

Hac Sûresi’nde ifade edildiği gibi kurban kesmekten asıl maksat Allah'ın hatırlanması, zikredilmesidir. (Hac/34) Yine Hac Sûresi’nde “Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır.” (Hac, 37) buyrularak maddeden manaya bir kapı aralanıyor ve esas hedef gösterilmiş oluyor.

 

Kurban, imanımızı artırır. Görünüşte bir hayvanın kesilmesinden ibaret olan bir ibadet yapılırken, Allah için en değerli olan şeylerin bile verilebileceği şuuru gösteriliyor.

 

Kurban çift yönlü bir ibadet; hem kul ile Allah arasında bir ibadettir, hem de sosyal ve ekonomik yönü bulunmaktadır. Kurbanımız kesilirken onun isyankâr nefsimize bedel olduğunu düşünmek de bir başka vazifemizdir.

 

Kurban, İslâm’ın şiarı, sembolüdür. Kurban vecibesinin yerine getirilmesi; hak yolundaki fedakârlığın bir nişanesi, Allah Teâlâ’nın verdiği nimetlere karşı kulun bir şükür ifadesidir. [9]

 

Kurban Kesmenin Fazileti

 

Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, hâli vakti yerinde olan biri için Kurban bayramında yapacağı faziletli ameli şöyle ifade etmiştir: “Âdemoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin.”[10]

 

Bir kurban bayramı günü Resûlullah (s.a.v), Hz. Fâtıma’ya (r.ah),

 

“Ey Fâtıma! Kalk ve kurbanının yanına giderek (onun kesilmesine) şahit ol! Zira ondan akıp yere düşen ilk kan ile birlikte Allah Teâlâ’nın senin geçmiş günahlarını bağışlaması vardır.” dedi.

 

Hz. Fâtıma (r.ah), “Yâ Resûlullah, bu durum sadece bize mi özel yoksa bütün müminler için de geçerli mi?” diye sordu.

 

Resûlullah (s.a.v), “Bütün müminler için...” buyurdu.[11], [12]

 

İslam'da İlk Kurban Bayramı

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v), hicretin ikinci senesinde, Sevik Gazvesi’nden sonra Medine’ye geldiğinin ertesi günü, (Zilhicce’nin onuncu günü) müminlerle birlikte mescitte ezansız ve kametsiz iki rekât namaz kıldırdı ve hutbe okudu. Bu hutbede müminlere kurban kesmelerini emretti.

 

İki cihan serveri (s.a.v), satın aldığı semiz, boynuzlu beyaz iki koçtan birini keserken, “Allah'ım! Bu, senin birliğine ve senden bana gelenlere iman eden bütün ümmetim namınadır.” diye buyurdu.

 

İkincisini keserken de şöyle buyurdular: “Allah'ım! Bu da, Muhammed ve Muhammed'in ev halkı içindir.” Bu kurbandan kendileri, ev halkı ve yoksullar yediler.[13] İşte İslâm'daki ilk Kurban Bayramı budur![14]

 

Kurbanın Tarihçesi

 

Kurban ibadeti aslında, Hz. Âdem’in çocuklarıyla birlikte başlamıştır. Âdem (a.s), oğulları Kabil ve Habil’in arasındaki meselenin çözülmesi için, Allah Teâlâ’ya birer kurban sunmalarını teklif etti. Kabil, kurban niyetine bir demet buğday getirdi. Hâbil ise sürüsünün içinden en güzel ve semiz olan koçu getirerek Allah için kurban etti.

 

Kabil katı tabiatlı, Habil ise takva sahibi bir kimseydi. Hâbil’in kurbanı kabul olmuş, Kâbil’in kurbanı ise reddedilmişti. Allah Teâlâ onların bu hikayesini Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikreder: “(Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti.” (Maide, 27) Tarihte ilk kurban hâdisesinin başlangıcı böyledir. [15]

 

Kurban Teslimiyeti İfade Eder

 

Kurban, kişinin kendisine bahşedilen her şeyi, asıl sahibine ait kılmanın hâl dili ile anlatılmasıdır.

 

Kurban, kulun Rabbine teslimiyetini ifade eder. Bu teslimiyet, Hz. İbrahim (a.s) ve İsmail (a.s) ile zirveleşerek sembolleşmiştir.

 

İslâm “teslim olmak" demektir; yani Kur’an ve Sünnetin belirlediği istikametten sapmadan hak yolda ihlâsla yürümek, Allah ve Resülü’nün bizden istediklerini Hz. İsmail (a.s) teslimiyetiyle yerine getirmek... [16]

 

Kurban Kesen Kimse Şöyle Demiş Olur

 

Kurban kesen kimse âdeta şöyle demiş olmaktadır: Ya Rabbi! Senin yolunda, senin rızanı kazanmak uğruna maldan-mülkten, sevdiklerimden ve hatta canımdan geçmeye hazırım. İşte bu kurbanı benim bu imanımın ve teslimiyetimin bir göstergesi olarak yine senin adınla kesiyorum.

 

Bu kurbanın toprağa dökülen kanı, sana verdiğim sözde, imanımda ve ihlâsımda bütün benliğimle sabit-kadem olduğumun tasdikidir. Kabul eyle ve beni bu yolda daim eyle... [17]

 

Nefsinin Arzularını Kurban Et

 

Hasan-ı Basrî (k.s) şöyle demiştir: “Minâ’da kurban kesen bir mümin, eğer nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz”[18], [19]

 

 

[1] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.9

[2] İbn Mâce, Edâhî, 3; Ahmed, Müsned, 4/368.

[3] İbn Mâce, Edâhî, 2; Ahmed, Müsned, 2/321.

[4] Delil ve Örnekleriyle Temel Aile İlmihali, Dr. Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları.

[5] Büyük İslâm İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen, Semerkand Yayınları, sf.454.

[6] Buhâri, Edâhi, 16.

[7] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.30.

[8] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.31.

[9] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.32.

[10] Tirmizi, Edâhi, 1.

[11] Hâkim, el-Müstedrek, 4/222; Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, 4/17. Zeylai. Nasbu'r-Râye, 4/219.

[12] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.34.

[13] İbn Hişâm, es-Sîre, 3/58-59; İbn Sa'd, et-Tabakât, 2133.

[14] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.13.

[15] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.13.

[16] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.14.

[17] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.24.

[18] Hucviri, Keşfü'l-Mahcûb, s. 574.

[19] Allah’a Yakınlaşmak İçin Kurban, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.31.

 

Değerli ziyaretçimiz, sitemize üye iseniz lütfen giriş yapınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
Son Yorumlar
Yorum Ekle
İsim:*
E-Mail:*
Yorum:
Güvenlik Kodundaki 2 Kelimeyi Giriniz: *

Bağlantılar








BELNET