» » ŞABAN AYI'NIN FAZİLETİ VE BERAT GECESİ

PAYLAŞ


facebook
Genel

ŞABAN AYI'NIN FAZİLETİ VE BERAT GECESİ

Yazae: dogan Tarih: 4-05-2017, 12:13 Yorumlar: 23 Görüntülenme: 4 794

ŞABAN AYI'NIN FAZİLETİ

Şaban ayı, üç ayların ikincisidir. Bu aya ait bazı vazifeler vardır. Berat gecesi de bu ay içindedir. Şimdi bu vazifeleri açıklayalım.

Şaban Ayında Oruç

Üsâme b. Zeyd anlatıyor: “Resûl-i Ekrem (s.a.v) peş peşe o kadar oruç tutardı ki biz onun sürekli oruç tutacağını sanırdık. Bazan da (ramazan ayı dışında) iki gün hariç hiç oruç tutmazdı. Şaban ayında oruç tuttuğu kadar başka hiçbir ayda oruç tutmazdı. Bir gün Resûlul-lah’a (s.a.v),

“Ey Allah’ın Resülü, bazan peş peşe o kadar oruç tutuyorsunuz ki, neredeyse her gününüzü oruçlu geçiriyorsunuz. Bazan da iki gün dışında hiç oruç tutmuyorsunuz” dedim. Peygamber Efendimiz (s.a.v),

“O iki gün hangileri?” diye sordu. Ben,

“Pazartesi ve perşembe” dedim. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v),

“Bu iki günde ameller âlemlerin Rabbi’ne arzedilir; ben de amellerimin oruçlu iken arzedilmesinden hoşlanırım” buyurdu. Sonra ben,

“Şaban ayında oruç tuttuğunuz kadar, hiçbir ayda oruç tuttuğunuzu görmedim” dedim. Peygamber Efendimiz (s.a.v),

“Receb ve ramazan ayları arasında olan bu aydan insanlar gafil kalıyorlar. Halbuki o ay, amellerin âlemlerin Rabbi’ne arzedildiği aydır. Ben de amellerimin oruçlu iken ilâhî huzura arzedilmesinden hoşlanırım”1 buyurdu.

İbn Abbas (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v) ramazan ayı dışında peş peşe o kadar çok oruç tutardı ki, onu görenler, ‘Vallahi, Resûl-i Ekrem (s.a.v) sürekli oruç tutacak!’ derdi. Bazan da hiç nâfile oruç tutmazdı. Onu görenler, ‘Resûlullah (s.a.v) hiç nâfile oruç tutmayacak’ derdi.”2

Hz. Peygamber (s.a.v) sürekli oruç tutulmasını tavsiye etmiyordu. Bu konuda kendisine uyulmasını istiyordu. Konuyla ilgili bir hadis şöyledir:

Abdullah b. Ömer (r.a) anlatıyor:

Resûl-i Ekrem (s.a.v) bana,

“Sen gündüzleri sürekli oruç tutup, geceleri de ibadetle migeçiriyorsun?”diye sordu. Ben de,

“Evet, öyle yapıyorum” dedim. Resûlullah (s.a.v) beni uyararak, şöyle buyurdular:

“Fakat ben ara sıra oruç tutarım, ara sıra tutmam. Gecenin bir kısmında namaz kılar, bir kısmında uyurum. Hanımlarımla birlikte olurum. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”3

Konuyla ilgili bir başka hadis de şöyledir:

Enes (r.a) anlatıyor:

“Ashaptan bazıları, ‘Biz hiç evlenmeyeceğiz’, bazıları, ‘Biz et yemeyeceğiz’, bazıları da, ‘Biz gece yatıp uyumayacağız, sürekli ibadetle meşgul olacağız’ dediler. Onların bu sözleri Resûl-i Ekrem’e (s.a.v) ulaşınca Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Ne oluyor onlara da böyle konuşuyorlar? Ben gecenin bir kısmında namaz kılarım, bir kısmında uyurum. Gündüzleri bazan oruç tutar, bazan yerim. Hanımlarımla da birlikte olurum. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”4

Konuyla ilgili ashaptan gelen bir olay da şöyledir:

Selmân (r.a), Ebü’d-Derdâ’yı (r.a) ziyarete gitti. Resûl-i Ekrem (s.a.v) ikisini kardeş yapmıştı. Selmân (r.a), Ebü’d-Derdâ’nın zevcesini pejmürde bir halde gördü. Ona, “Bu halin nedir?” diye sordu. O da, “Senin kardeşin Ebü’d-Derdâ’nın dünyaya bir ihtiyacı yoktur; benimle hiç ilgilenmiyor ki!” dedi. Ebü’d-Derdâ (r.a) eve geldiğinde, Selmân’ı (r.a) gördü ve ona yemesi için yemek getirdi. Selmân (r.a), “Ye!” dedi. O da, “Ben oruçluyum” cevabını verdi. Bunun üzerine Selmân (r.a), “Sen yemek yiyene kadar, ben de yemeyeceğim” dedi. Ebü’d-Derdâ (r.a) mecbur kaldı, nâfile orucunu bozup yemeği yedi. Gece olduğunda Ebü’d-Derdâ (r.a), ibadet için kalkmak istedi. Selmân (r.a) ona, “Şimdi yat, uyu!” dedi. Aradan belli bir süre geçtikten sonra tekrar kalkmak istedi; Selmân (r.a) yine, “Uyu!” dedi. Gecenin son bölümü olduğunda Selmân (r.a), Ebü’d-Derdâ’ya (r.a), “Kalk, işte şimdi namaz kılalım” dedi. Kalktılar ve beraberce gece namazı kıldılar. Selmân (r.a), Ebü’d-Der-dâ’yı (r.a) şöyle uyardı:

“Şunu bil ki nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, misafirinin hakkı vardır, ailenin hakkı vardır. Herkese hakkını ver.”

Sonra beraberce Resûlullah’ın (s.a.v) yanına gidip bu durumu ve aralarındaki konuşmayı aktardılar. Hz. Peygamber (s.a.v),

“Selmân doğru söylüyor”buyurarak onu tasdik etti.5

1 Ahmed, Müsned, 5/201.

2 Buhârî, Savm, 53; Müslim, Sıyâm, 178.

3 Buhârî, Savm, 56; Müslim, Sıyâm, 181; Ahmed, Müsned, 2/188.

4 Buhârî, Nikâh, 1; Müslim, Nikâh, 5.

5 Buhârî, Edeb, 86; Tirmizî, Zühd, 63.

Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayınları

 

 

BERAAT KANDİLİ VE TEVBE

 

Şaban ayının on beşinci gecesi Beraat gecesidir. Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle "mübarek gece"; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle "Beraat gecesi" ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de "rahmet gecesi" gibi adlar da verilmiştir.

 

Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi vardır. Bu konuda Resûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Muhakkak ki yüce Allah, o günde dünya semasına iner (rahmetiyle özel olarak tecelli eder) ve imsak vaktine kadar şöyle der: Affedilmeyi dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim. Şunu isteyen yok mu vereyim..."[1]

 

Şöyle denilmiştir: Yeryüzündeki müslümanların iki bayram günü olduğu gibi, göklerdeki meleklerin de iki bayram gecesi vardır. Meleklerin iki bayram gecesinden biri, şaban ayının on beşinci gecesi olan Beraat gecesi, diğeri ise Kadir gecesidir.

 

Müslümanların iki bayram günü ise, ramazan ve kurban bayramı günleridir. Bu sebeple şaban ayının on beşinci gecesi olan Beraat gecesi meleklerin bayram gecesi olarak isimlendirilmiştir.

 

Berat gecesine "kefâret gecesi" de denilir. Bir hadis-i şerifte, "Kim bayram gecesini ve şaban ayının on beşinci (berat) gecesini ibadetle ihya ederse, kalplerin öldüğü günde o kişinin kalbi ölmez"[2] buyrulmuştur.[3]

 

Berat gecesinde, yaratıkların bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, diriltilip öldürüleceklerine ve ecellerine, hacılarla ilgili işlerine dair Allah tarafından meleklere bilgi verileceği söylenmektedir.[4]

 

Atâ b. Yesâr (rh.a) demiştir ki: Beraat gecesinde ölüm meleğine bir liste verilir ve kendisine, "Şu listede adı yazılı olanların ruhunu bu sene teslim al!" diye emredilir. Melek listeye baktıktan sonra şöyle der: "Adı şu listede yazılı olduğu halde ölümün kendisini yakalayacağından habersiz olarak kimi bağ bahçeyle uğraşıyor, kimi evleniyor, kimi de binalar yapıyor!"[5]

 

Hz. Âişe (r.anha) annemiz şaban ayının on beşinci gecesinin ilerleyen bir saatinde uyanınca Peygamber Efendimiz'i (s.a.v) yanında bulamamış. Kalkmış onu aramaya başlamış. Evde olmadığını görmüş ve dışarıya çıkmış. Gecenin karanlığında Bakî Mezarlığı'nda görmüştü. Dua ediyordu. Resûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu: "Şaban ayının on beşinci gecesinde Allah Teâlâ, dünya semasına (rahmeti, bereketi ve ikramları ile) nüzul eder. Bu gecede Kelb kabilesindeki koyunların sırtındaki tüyler sayısınca insanı affeder."[6], [7]

 

Deylemi, Hazret-i Aişe (r.a)’dan şöyle rivayet eder: “Resûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Cenab-ı Hak (c.c) şu dört gecede hayırları yağmur gibi yağdırır:

 

  1. Kurban bayramı gecesi.
  2. Ramazan bayramı gecesi.
  3. Şaban’ın on beşinci (Berat) gecesi.
  4. Receb ayının ilk gecesi.”[8]

 

Yine Deylemi, Ebu Ümame el-Bahili (r.a)’dan Resûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Şu dört gecede dualar reddedilmez:

 

  1. Receb ayının ilk gecesi.
  2. Şaban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi.
  3. Cuma gecesi.
  4. iki bayram (Kurban ve Ramazan bayramları) gecesi.”[9]

 

Şefaat Gecesi

 

Bu gecenin bir adı da "şefaat gecesi"dir. Bunun dayanağı da rivayet edilen şu haberdir: "Şaban ayının 13. gecesi idi. Cebrail (a.s), Resûlullah'ın (s.a.v) yanına gelerek, 'Yâ Muhammed, teheccüd vaktidir; ümmetin hakkında muradının hâsıl olması için Allah'a dua etmenin zamanı geldi' dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) kalktı ve o geceyi ibadetle geçirdi. Tanyeri ağarırken Cebrail (a.s) geldi ve dedi ki: ‘Yâ Muhammed, Allah (c.c) ümmetinin üçte birini sana bağışladı.' Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) ağladı ve, 'Yâ Cebrail! Kalan üçte ikisinin durumu ne oldu?' diye sordu. O da, 'Bilmiyorum' diye cevap verdi. Şaban'ın 14. gecesi Cebrail yine geldi ve aynı şeyi söyledi: 'Yâ Muhammed, kalk ve teheccüd namazı ile meşgul ol.' Peygamber Efendimiz de (s.a.v) sabaha kadar ibadetle meşgul oldu. Fecir vaktinde Cebrail (a.s) yine geldi: 'Allah (c.c) ümmetinin üçte ikisini sana bağışladı buyurdu. Fahr-i Kâinat yine ağlayarak, 'Kalan üçte birinin durumu ne oldu?' diye sordu. Cebrail yine bilmediğini söyledi. Nihayet Şaban ayının 15. gecesi (Berat kandili) Resûlullah (s.a.v) yine sabaha kadar ibadet ve dua etti. Sabah vakti Cebrail (a.s) gelerek, 'Müjdeler olsun yâ Muhammed! Şirk koşanların dışında Allah (c.c) bütün ümmetini sana bağışladı' buyurdu."[10], [11]

 

Berat, Mağfiret ve Rahmet Gecesidir

 

Bu gecenin diğer bir ismi de "mağfiret gecesi"dir. Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği şu hadis-i şerif bu manaya işaret eder: "Allah Teâlâ (c.c) Şaban'ın 15. gecesi kullarına nazar eder ve yeryüzünde bulunanlardan şirk koşanlarla haset edip kin tutanlar hariç herkesi bağışlar."[12] Başka bir rivayette, Allah Teâlâ'nın bağışlamayacağı kimseler arasında, anne babasına âsi olanlar, akraba ile ilişkilerini kesenlerle içki içmeye devam edenler de zikredilmiştir.[13]

 

Lübâb tefsirinin sahibi İbn Âdil (rh.a), bu gecenin isimlerinden birinin de "rahmet gecesi" (leyletü'r-rahmet) olduğunu bildirdikten sonra bunun hikmetinin şu beş esastan geldiğini aktarmıştır:

 

  1. Allah Teâlâ bu gece için, "Her hikmetli işe o gecede hükmedilir"[14] buyurmuştur.

 

  1. Bu gece kulların kazandıkları faziletten ötürü bu isimle adlandırılmıştır. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Her kim bu geceyi namaz kılmak suretiyle ihya ederse, Allah Teâlâ o kişiye yüz melek gönderir. Otuzu ona cennet müjdesi verir. Otuzu, onun cehennem azabından kurtulması için dua eder. Otuzu, onu dünyevî âfet ve belalardan korur. On tanesi de onu şeytanın hile ve tuzaklarından korur."

 

  1. Allah Teâlâ bu gecede kullarına rahmet yağdırır. Nitekim Resûlullah da (s.a.v), "Allah (c.c) bu gecede kullarından Kelboğulları'nın koyunlarının sayısı kadar kişiye rahmet eder" buyurmuştur.

 

  1. Bu gecede Allah Teâlâ kullarından, sihir ve kehanetle uğraşan, husumet ve kin besleyen, devamlı içki içen, anne babasına âsi gelen, zina etmekte ısrarcı olanların dışındaki bütün müminlere mağfiret eder.

 

  1. Allah (c.c) bu gecede Habibi’ne şefaat hakkının tamamını vermiştir. Şöyle ki Resûlullah (s.a.v) Şaban ayının 13. gecesi, ümmeti için şefaat hakkı istediğinde Allah (c.c) ona ümmetinin üçte birine şefaat hakkı vermişti. 14. gecesi dua ettiğinde, ümmetinin üçte ikisine şefaat etme yetkisini vermişti. 15. gecesinde dua ettiğinde, kaçan develer gibi Allah'tan kaçanların dışında kalan tüm ümmeti için şefaat etme yetkisi vermişti.[15], [16]

 

Berat Gecesi Resûlullah'ın Münâcâtı

 

Enes b. Mâlik (r.a) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v) bir iş için beni, hanımı Hz. Âişe'nin (r.a) yanına göndermişti. Eve varınca Hz. Âişe'ye (r.a),

 

- Biraz acele et. Resûlullah (s.a.v) etrafındaki sahabilere Şaban ayının 15. gecesini anlatırken geldim, dedim.

 

Hz. Aişe (r.a),

- Ey Enescik, otur da sana Şaban ayının 15. gecesi hakkında bir olay anlatayım, dedi ve şöyle anlattı: O gece Resûlullah (s.a.v) benim yanıma gelecekti. Nihayet Resûlullah (s.a.v) eve geldi. Yatıp uyuduk. Ancak gecenin bir yarısı kalktığımda Resûlullah'ı (s.a.v) yanımda göremedim. Kalktım ve tek tek diğer hanımlarının odalarına baktım. Ancak hiçbirinde yoktu. Kendi kendime, 'Herhalde Mâriye'nin yanına gitmiştir!' dedim. Sonra çıkıp mescide gittim. Mescid karanlık olduğu için onu görememiştim ki o sırada ayağım takıldı. Resûlullah (s.a.v) secdedeydi ve şöyle dua ediyordu: “Sana bütün benliğim ve duygularımla secde ediyorum. Kalbim sana iman etti! İşte bu elim; onunla kendime karşı haksızlık ettim. Ey yüce Allahım! Günahları senden başka kim affedebilir ki! Bütün günahlarımı bağışla." Sonra başını secdeden kaldırdı ve şöyle dua etti: "Allahım, bana senden korkup sakınan, her türlü şerden, şirkten, günahtan uzak, temiz bir kalp ver." Ardından tekrar secdeye vardı ve şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kardeşim Davud (a.s) gibi sana dua ediyorum: Efendim için yüzümü toprağa buluyorum ki bütün yüzler onun rızası için toprağa bulanmaya müstahaktır."

 

(Müslim rivayetinde şu şekildedir: Allahım! Öfkenden rızana, cezalandırmandan affına ve senden yine sana sığınırım! Seni övüp sena edecek şeyleri ben sayamam; sen kendini sena ettiğin gibisin! Ben kardeşim Davud (a.s)’ın söylediği şu sözü söylerim: “Ben yüzümü efendim için yere koyup toza toprağa sürdüm; benim efendim, kendisi için yerlere yüz sürülecek biridir!”)

 

Ardından Resûlullah (s.a.v)  başını kaldırdı ve nihayet namazını bitirdi. Ben,

 

- Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah! Sen bir vadidesin, ben bir vadideyim (Ben ne maksatla seni ararken sen burada Rabb'ine münâcât ediyorsun), dedim. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v),

 

- Ey Hümeyrâ! Bilmezmisin, bu gece Şaban ayının 15. gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Kelboğulları'nın koyunlarının tüyleri sayısınca kişiyi cehennemden âzatetmektedir, dedi. Ben,

 

- Yâ Resûlallah! Neden Kelboğulları'nın koyunları, diye sordum. Resûlullah (s.a.v),

 

Çünkü Arap kabilelerinin hiçbirinde onlardan daha çok koyuna sahip olan yoktur. Bu gecede şu altı kişi dışında herkes bağışlanır: Devamlı içki içenler, anne babasına âsi olanlar, zinaya devam edenler, akrabalarıyla ilişkisini kesenler, suret yapanlar, söz gezdirenler.[17], [18]

 

Berat Gecesi İbadet

 

Bu gecede, nâfile namaz olarak teheccüd namazı yanında, tövbe, tesbih, hâcet namazları kılınabilir. Ancak kazâsı olanlar kazâ namazı kılmalıdırlar.

 

Berat gecesi pek mübarek bir gecedir. Berat gecesinde, yaratıkların bir sene içindeki rızıkları, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacakları, ölüm vakti gelenlerin ecelleri, hacca gideceklerin isimleri ve benzeri işlerin hükmü Allah tarafından görevli meleklere bildirilir. Bu bakımdan Berat gecesinde ibadet etmenin büyük sevabı, feyzi ve bereketi vardır.[19]

 

Berat gecesine ulaşan ve o geceyi ibadetle geçirip o geceye hürmet etmek isteyen kimsenin gusletmesi müstehabdır. Çünkü Berat gecesinde müminlere mağfiret ve günahlardan beraatler yazılır.[20]

 

Berat Gecesi Yapılacak Dua ve Tövbenin Önemi

 

Mübarek gün ve geceler, tövbelerin kabulü için bulunmaz fırsatlardır. İnsanoğlu hata yapabilir ancak bir yaratanının olduğunu hatırından çıkarmamalı ve yaptığı hatalara karşı tövbe edip halini düzeltmelidir. Resûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyorlar: "İnsanoğlu hata eder, günah işler. Ancak hata edenlerin en hayırlısı da tövbekar olandır."[21], [22]

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah'a şöyle dua etmiştir: "Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim. Sen, kendini sena ettiğin gibi yücesin."[23], [24]

 

Mümine gereken işlerden biri de dualarının kabulünü ve günahlarının affını engelleyen işlerden kaçınmaktır. O günahların başında şirk, haksız yere bir cana kıymak ve zina yapmak gelmektedir. Bu üçü Allah katındaki en büyük günahlardır.

 

Günahların affını engelleyen günahlardan biri de müslüman kardeşine kin, haset ve düşmanlık beslemektir. Evzâî (rh. a) günahların affedilmesine engel olan kini şöyle açıklamıştır: "İnsanın affına engel olan kin, Resûl-i Ekrem'in (s.a.v) ashabından herhangi birine karşı yapılan kin ve düşmanlıktır. Ashâb-ı güzinden herhangi birine karşı yapılan kin, kişinin yakınlarına beslediği kinden daha tehlikeli ve kötüdür."[25]

 

Berat Gecesi Müminler İçin Büyük Bir Fırsattır

 

Bu fırsat, Yüce Mevlâ’nın rahmetinin coşmasıdır. Bu gece af kapılarının ardına kadar açılmasıdır. Bu gecede ölümü daha bir derin düşünmeliyiz. Dünya-ahiret muhasebesi yapmalıyız. Bugüne kadar geçirdiğimiz günleri gözümüzün önüne getirip, pişmanlığımızı Rabbimize arz etmeli, affımızı dilemeliyiz. Ramazan’a ve Kadir gecesine hazırlık yapıp Ramazan geldiğinde onun bereketinden gereğince faydalanmanın yolunu açmalıyız. Bin aydan daha hayırlı olan ve Ramazan’ın içinde gizlenmiş bulunan Kadir gecesini elimizle koymuş gibi bulmamız mümkün değildir. Her şeyin bir bedeli olduğu gibi bunun da bir bedeli vardır. O bedel şudur: Günahlarımıza samimiyetle tevbe etmek ve alçak gönüllülükle ibadet hayatımızı düzene koymak...

 

Berat gecesiyle af kapısından giren, Ramazan ve Kadir gecesinin bereketine gönlü uyananlardan olmamız niyazıyla...[26]

 

 

Not: Detaylı bilgi için aşağıdaki linklere müracaat edilebilir:

 

http://www.kalpehli.com/berat-gecesi-ve-tovbe/

http://www.kalpehli.com/berat-kandili-3/

http://www.kalpehli.com/nefse-kolelik-ve-hurriyet-berati/

 

 

 

 

[1] İbn Mâce, Salât, 191.

[2] İbn Mâce, Sıyâm, 68; Taberânî, el-Evsat, 1/57.

[3] Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayınları, sf.54-55.

[4] Büyük İslâm İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen, Semerkand Yayınları, sf.238.

[5] Müminlerin Baharı Recep Şaban Ramazan, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.56-57.

[6] İbn Mâce, İkâmetü's-salât, 191; Tirmizî, Savm, 39.

[7] Fıkhın Aydınlığında İbadet Ve Hayat, Dr. Kemal Yıldız, Semerkand Yayınları, sf.234.

[8] Deylemi, Müsnedü’l-Firdevs, 2/196.

[9] Deylemî, Firdevsü'l-Ahbâr, 2/196.

[10] İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu'l-Beyân, 8/543.

[11] Müminlerin Baharı Recep Şaban Ramazan, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.52.

[12] İbn Mace, Salat, 191.

[13] Beyhakî, Şuabü'l-İmân, nr. 3827.

[14] Duhân 44/4

[15] Bk. ibn Âdil, el-Lübâb fi Ulûmi'l-Kitâb, 17/310.

[16] Müminlerin Baharı Recep Şaban Ramazan, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.53-54.

[17] Beyhakî, Fezâilü'l-Evkât, s. 131.

[18] Müminlerin Baharı Recep Şaban Ramazan, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.54-56.

[19] Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayınları, sf.57-58.

[20] Elli Dört Farz Şerhi, A. Kemaleddin Üstün, Semerkand Yayınları, sf.122.

[21] Tirmizî, Kıyamet, 50; ibn Mâce, Zühd. 30.

[22] Müminlerin Baharı Recep Şaban Ramazan, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.58.

[23] Beyhakî, Şuabü'l-İmân, nr. 3827.

[24] Müminlerin Baharı Recep Şaban Ramazan, Hüseyin Okur, Semerkand Yayınları, sf.51.

[25] Kutsal Günler ve Geceler, Mahmut Kaya, Semerkand Yayınları, sf.58.

[26] Berat Kandili, Mehmet Işık, Semerkand Dergisi, Eylül 2006.

 

 

Kaynak: www.kalpehli.com

 

Değerli ziyaretçimiz, sitemize üye iseniz lütfen giriş yapınız.
Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.
Son Yorumlar
Yorum Ekle
İsim:*
E-Mail:*
Yorum:
Güvenlik Kodundaki 2 Kelimeyi Giriniz: *

Bağlantılar








BELNET